İcra takibinde borçlunun mal beyanı, yalnızca ev, araç, banka hesabı veya taşınmaz gibi klasik malvarlığı unsurlarını kapsamaz. Borçlunun ekonomik değer taşıyan ve hacze konu olabilecek bütün mal, alacak ve haklarını; ayrıca gelirlerini ve borcunu nasıl ödeyebileceğini bildirmesi gerekir.
Kripto varlıklar bakımından temel sorun, bunların mal beyanında gösterilip gösterilmeyeceği değil, hangi hukuki kategori altında ve ne ölçüde açıklanacağıdır. Kripto varlığın taşınır, alacak, diğer hak veya bağımsız bir gayri maddi malvarlığı değeri olarak nitelendirilmesi, beyan yükümlülüğünün varlığını ortadan kaldırmaz. Aksine, hukuki sınıflandırmadaki belirsizlik, borçlunun açıklama yükümlülüğünü daraltacak şekilde yorumlanmamalıdır.
İİK m. 74 Uyarınca Mal Beyanının Kapsamı
İcra ve İflas Kanunu’nun 74. maddesi bakımından mal beyanı; borçlunun kendisinde veya üçüncü kişilerde bulunan, borcuna yetecek miktardaki mal, alacak ve haklarının türünü, niteliğini ve özelliklerini; her türlü kazanç ve gelirini; yaşam tarzına göre geçim kaynaklarını ve borcunu nasıl ödeyebileceğini yazılı veya sözlü olarak icra dairesine bildirmesidir.
İCRA VE İFLAS KANUNU – MAL BEYANI
Mal beyanı, borçlunun gerek kendisinde ve gerek üçüncü şahıslar yedinde bulunan mal ve alacak ve haklarında borcuna yetecek miktarın nevi ve mahiyet ve vasıflarını ve her türlü kazanç ve gelirlerini ve yaşayış tarzına göre geçim membalarını ve buna nazaran borcunu ne suretle ödeyebileceğini yazı ile veya şifahen icra dairesine bildirmesidir.
Bu hüküm üç nedenle kripto varlıkları kapsayacak genişliktedir:
- Kripto varlık, ekonomik değer taşıyan bir malvarlığı unsurudur.
- Borsa hesabındaki kripto varlık, borçlunun platform nezdindeki alacak veya talep hakkıyla birlikte değerlendirilir.
- Non-custodial cüzdandaki kripto varlık, üçüncü kişinin elinde bulunmasa bile borçlunun kontrolündeki ekonomik değerdir.
Beyan yükümlülüğü bakımından borçlunun yalnızca “kripto varlığım var” demesi de her zaman yeterli olmayabilir. Mal beyanında, borca yetecek miktarın türü ve niteliği belirtilmelidir. Bu nedenle mümkün olduğu ölçüde varlığın bulunduğu platform, kripto varlık türü, yaklaşık miktar, cüzdanın custodial veya non-custodial niteliği ve borca karşılık kullanılabilirliği açıklanmalıdır.
Bununla birlikte borçludan imkânsız bir kesinlik beklenemez. Örneğin kaybedilmiş private key nedeniyle fiilen erişilemeyen bir varlık bakımından borçlu, bildiği ve doğrulayabildiği bilgileri açıklamalıdır. Ancak erişimin zor olması, varlığın hiç beyan edilmemesini kendiliğinden haklı kılmaz.
Kripto Varlığın “Taşınır” veya “Alacak” Olarak Nitelenmesi
Kripto varlıkların klasik anlamda maddi taşınır eşya sayılıp sayılamayacağı tartışmalıdır. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 3. maddesinde kripto varlıklar, dağıtık defter teknolojisi veya benzeri teknoloji kullanılarak oluşturulup saklanabilen ve değer veya hak ifade edebilen gayri maddi varlıklar olarak tanımlanmıştır.
SERMAYE PİYASASI KANUNU – KRİPTO VARLIK TANIMI
bb) Kripto varlık: Dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak elektronik olarak oluşturulup saklanabilen, dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan ve değer veya hak ifade edebilen gayri maddi varlıkları,
Bu tanım, kripto varlığın maddi bir eşya olmadığını; fakat değerden veya haktan tamamen yoksun bir veri de sayılamayacağını gösterir. Mal beyanı bakımından belirleyici olan, kripto varlığın Türk Medeni Kanunu anlamında hangi teknik kategoriye kesin olarak yerleştirileceği değil, borçlunun ekonomik gücünü temsil edip etmediğidir.
Borsa hesabında bulunan kripto varlıklarda iki katman vardır. Birinci katman, blokzincir üzerinde görünen kripto varlıktır. İkinci katman, borçlunun borsa ile yaptığı sözleşmeden doğan kripto varlığın çekilmesini, transferini veya teslimini isteme hakkıdır. Borsa, özel anahtarları veya müşteri varlıklarını kendi saklama düzeninde tutuyorsa bu sözleşmesel hak, icra hukuku bakımından alacak veya diğer bir talep hakkı olarak değerlendirilmeye daha elverişlidir.
Non-custodial cüzdanda ise borçlunun doğrudan üçüncü kişiden isteyebileceği bir teslim borcu bulunmayabilir. Buna rağmen borçlunun özel anahtarla kontrol ettiği adresteki kripto varlık, mal beyanında gösterilmesi gereken ekonomik değer niteliğini korur.
Dolayısıyla “kripto taşınır değildir, bu nedenle beyan edilmez” veya “borsa hesabı alacak değildir, bu nedenle icra dosyasına bildirilmez” şeklindeki yaklaşımlar isabetli değildir. İİK m. 74’te mal, alacak ve haklar ayrı ayrı sayıldığından, kripto varlık hangi kategoriye yerleştirilirse yerleştirilsin beyan kapsamından çıkmaz.
İİK m. 82 Kapsamında Haczedilemezlik
İİK m. 82, bazı malların haczedilemeyeceğini düzenler. Bu kapsamda borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli eşyası, borçlu ve ailesine ait kişisel eşya ve ortak kullanıma hizmet eden ev eşyası, bazı tarımsal araçlar, zorunlu geçim unsurları, hâline münasip evi ve öğrenci bursları gibi istisnalar bulunmaktadır.
İCRA VE İFLAS KANUNU – HACZEDİLEMEZ MALLAR
Aşağıdaki şeyler haczolunamaz:
-
Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar,
-
Ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedenî çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya,
-
Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç olmak üzere, borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireylerine ait kişisel eşya ile ailenin ortak kullanımına hizmet eden tüm ev eşyası,
-
Borçlunun haline münasip evi,
-
Öğrenci bursları.
Kripto varlığın “zaruri ev eşyası” kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Kripto varlık, evde saklanan bir donanım cüzdanında bulunsa bile ev eşyası hâline gelmez. Donanım cüzdanının kendisi bir elektronik cihaz olarak ayrıca değerlendirilebilir; fakat cihaz ile cüzdandaki kripto varlık birbirinden ayrılmalıdır.
Aynı şekilde kripto varlığın “meslek aleti” sayılabilmesi de kural olarak mümkün değildir. Borçlunun kripto varlık alım satımıyla geçimini sağladığını ileri sürmesi, bütün kripto varlıkların haczedilemez hâle gelmesi sonucunu doğurmaz. İİK m. 82’deki meslek eşyası istisnası, ekonomik faaliyeti esas olarak bedensel çalışmaya dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için zorunlu araçlarla ilgilidir. Yatırım amacıyla tutulan kripto varlıklar bu istisnanın kapsamına girmez.
Bir kripto varlık platformunda yürütülen ticari faaliyet bakımından kullanılan bilgisayar, güvenlik cihazı veya iş ekipmanı somut koşullarda ayrıca incelenebilir. Ancak bu değerlendirme, kripto varlığın kendisine değil, faaliyetin yürütülmesi için kullanılan fiziksel araçlara ilişkindir.
Kripto Varlığı Beyan Etmemenin Sonuçları
İİK m. 337 bakımından önemli bir ayrım yapılmalıdır. Verilen mevzuat metninde, mal beyanındaki gerçeğe aykırılık için üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Bu yaptırım, teknik anlamda her durumda “tazyik hapsi” olarak adlandırılmamalıdır. Tazyik hapsi, bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak amacıyla uygulanan ve yükümlülük yerine getirildiğinde sona erebilen özel nitelikteki yaptırımdır. İİK m. 337’deki gerçeğe aykırı beyan düzenlemesi bakımından ise kanun metnindeki güncel ifade esas alınmalıdır.
İCRA VE İFLAS KANUNU – GERÇEĞE AYKIRI MAL BEYANI
Bu Kanuna göre istenen beyanı, hakikate aykırı surette yapan kimse, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Burada yaptırım için şu unsurlar önem taşır:
- Borçludan usulüne uygun biçimde mal beyanı istenmiş olması,
- Borçlunun beyanının gerçeğe aykırı olması,
- Beyan edilmeyen kripto varlığın gerçekten borçluya ait veya onun kontrolünde bulunması,
- Alacaklının süresinde ve usulüne uygun şikâyette bulunması,
- Borçlunun kastının ve beyanın içeriğinin değerlendirilmesi.
Borçlu “hiç kripto varlığım yoktur” dediği hâlde adına kayıtlı bir borsa hesabı, banka-borsa transferleri, açık cüzdan adresi veya kendi yazışmalarıyla doğrulanan bir cüzdan ortaya çıkarsa, gerçeğe aykırı beyan iddiası gündeme gelebilir.
Buna karşılık yalnızca bir blokzincir adresinin borçluya ait olduğunun ileri sürülmesi her zaman yeterli değildir. Adres sahipliği, banka kayıtları, borsa kayıtları, cihaz incelemesi, elektronik yazışmalar, borçlunun ikrarı veya diğer teknik delillerle desteklenmelidir.
2024 sonrası bakımından verilen mevzuat veri tabanında İİK m. 337’nin kripto varlıklara özgü şekilde değiştirildiğini gösteren bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle kripto varlıklar için ayrıca düzenlenmiş özel bir yaptırım varmış gibi hareket edilmemelidir. Uygulama, genel mal beyanı ve gerçeğe aykırı beyan hükümleri üzerinden yürür.
Vergi Beyanı İcra Dosyasında Delil Olabilir mi?
Borçlunun vergi beyannamesinde kripto varlık kazancı, kripto varlık alım satımı veya bu faaliyetlerden doğan gelir gösterilmişse, bu kayıtlar icra dosyasında delil olarak kullanılabilir. Ancak vergi beyannamesi üç hususu kendiliğinden kesin olarak kanıtlamaz:
- Beyan tarihindeki mevcut kripto bakiye miktarını,
- Borçlunun takip tarihindeki cüzdan kontrolünü,
- Beyan edilen kazancın hâlen borçlunun malvarlığında bulunduğunu.
Vergi kaydı, borçlunun geçmişte kripto varlık faaliyeti yürüttüğünü veya bu faaliyetten gelir elde ettiğini göstermeye yarayan bir delil olabilir. Banka hareketleri, borsa kayıtları ve blokzincir işlem geçmişiyle birlikte değerlendirilmelidir.
Ayrıca kripto kazançlarının vergilendirilmesi bakımından işlem türü ve faaliyetin niteliği önem taşır. Salt beyanda bulunulmuş olması, bütün kripto varlıkların otomatik biçimde haczedilebilir bir bakiye hâlinde bulunduğu anlamına gelmez.
Borsalar Üzerinden Tespit
İcra dairesinin borsalarda sorgulama yapıp yapamayacağı bakımından iki ayrı husus ayrılmalıdır:
- İcra dairesinin kendiliğinden, sınırsız ve bütün borsaları kapsayan otomatik bir sorgu yapması,
- Belirli bir platforma, belirli bir borçlu hesabı için haciz müzekkeresi veya İİK m. 89 kapsamında ihbarname gönderilmesi.
İkinci yöntem hukuken daha somut ve uygulanabilirdir. Borçlunun belirli bir Türk kripto varlık hizmet sağlayıcısında hesabı bulunduğuna ilişkin emare varsa; platforma borçlunun kimlik bilgileri, kullanıcı bilgileri ve haciz kapsamı belirtilerek müzekkere gönderilmesi istenebilir.
Platformdan hesap bakiyesi, Türk lirası bakiyesi, kripto varlık türleri, işlem geçmişi, çekim adresleri ve saklama kayıtları talep edilebilir. Ancak icra dairesinin bütün yurt içi ve yurt dışı borsalarda otomatik sorgu yapmasını sağlayan genel bir sicil mekanizmasının bulunduğu söylenemez.
Platform hesabındaki hak, somut olayda borçlunun platformdan kripto varlık veya para çekme talebi olarak bir alacak veya sair talep hakkı niteliğinde değerlendirilebilir. Platformun cevap verme yükümlülüğü, gönderilen işlemin İİK m. 89 ihbarnamesi mi, haciz müzekkeresi mi olduğuna; usulüne uygun tebliğ edilip edilmediğine ve kapsamının belirli olup olmadığına göre değerlendirilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Borçlu private key’i vermek zorunda mı?
Mevcut mevzuat veri tabanında, borçluyu private key’i veya seed phrase’i doğrudan icra dairesine teslim etmeye zorlayan kripto varlığa özgü bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle bugün için private key’in açık metin olarak verilmesi yönünde genel ve doğrudan bir teslim zorunluluğundan söz edilemez.
Ancak bu durum borçlunun malvarlığını gizleyebileceği anlamına gelmez. Borçlu, kontrol ettiği kripto varlığı mal beyanında açıklamakla yükümlü olabilir. Ayrıca kendisine belirli bir transfer, teslim veya muhafaza emri verilmişse bu emre aykırı davranmak ayrı bir hukuki ve cezai sorun doğurabilir.
Private key’in mahkemeye veya icra dosyasına açık biçimde sunulması da güvenlik bakımından sakıncalıdır. Anahtarın açıklanması, dosyaya erişebilen kişilerin varlık üzerinde fiilî kontrol kurmasına yol açabilir. Bu nedenle teknik teslim yerine, güvenli bir saklama veya kontrollü transfer usulü tartışılmalıdır.
Cold wallet’ı (soğuk cüzdan) beyan etmeden saklayan borçluya ne olur?
Cold wallet’ın fiziksel cihaz olarak bulunması, cihazın içindeki kripto varlıkların otomatik olarak tespit edildiği anlamına gelmez. PIN, seed phrase veya cihazla bağlantılı adresler bilinmiyorsa icra memuru yalnızca cihazı görebilir; blokzincir üzerindeki bakiyeyi ve borçlunun gerçek kontrolünü ayrıca ispatlamak gerekir.
Borçlu, cihazda veya ilgili cüzdanda kripto varlık bulunduğunu bildiği hâlde hiç malı yokmuş gibi beyanda bulunursa ve bu durum banka kayıtları, borsa hareketleri, elektronik veriler veya teknik incelemeyle doğrulanırsa İİK m. 337 kapsamında gerçeğe aykırı beyan iddiası gündeme gelebilir.
Buna karşılık yalnızca evde bir donanım cüzdanı bulunması, cihazın içinde mutlaka borçluya ait kripto varlık bulunduğunu kanıtlamaz. Gerçekçi yaklaşım; cihazın haczedilmesi, cüzdan ve adres bağlantısının teknik olarak incelenmesi, borçlunun mal beyanının karşılaştırılması ve somut delil bulunması hâlinde şikâyet yoluna gidilmesidir.
İİK m. 74 kapsamında borçlu; kendisinde veya üçüncü kişilerde bulunan ve borcuna yetecek miktardaki mal, alacak ve haklarını bildirmek zorundadır. Kripto varlıkların taşınır, alacak veya gayri maddi malvarlığı değeri olarak nitelendirilmesi bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz.
İİK m. 82’deki zaruri ev eşyası ve meslek aleti istisneleri, yatırım veya tasarruf amacıyla tutulan kripto varlıklara kural olarak uygulanmaz. Donanım cüzdanının kendisi ile cihazın eriştiği dijital varlık birbirinden ayrılmalıdır.
İİK m. 337 bakımından verilen güncel metin, gerçeğe aykırı mal beyanı için üç aydan bir yıla kadar hapis öngörmektedir; bunu otomatik olarak tazyik hapsi şeklinde nitelendirmek doğru değildir. 2024 sonrası kripto varlıklara özgü ayrı bir mal beyanı yaptırımı bulunduğu, mevcut veri tabanındaki mevzuatla doğrulanamamaktadır.
Somut olayda en doğru inceleme yöntemi; borçlunun mal beyanını, banka hareketlerini, bilinen borsa kayıtlarını, vergi belgelerini ve blokzincir verilerini birlikte karşılaştırmak; yalnızca private key’in teslim edilmemesine veya bir donanım cüzdanının bulunmasına dayanarak kesin sonuç kurmamaktır.

