info@gunaydinhukuk.org
Babacan Port Royal Rezidans B Blok Daire:26 Küçükçekmece / İstanbul

Takip Edin:

Aile HukukuBilişim HukukuKripto Varlık HukukuMiras HukukuShamir Secret Sharing ile Miras Planlaması: Teknik Kurgu ve Hukuki Çerçeve

Shamir Secret Sharing (SSS), tek bir sırrın birden fazla paya bölünmesini ve sırrın ancak önceden belirlenen sayıda pay bir araya getirildiğinde yeniden oluşturulmasını sağlayan kriptografik yöntemdir. Miras planlamasında amaç, seed phrase veya onu çözmeye yarayan anahtar bilgisinin tek kişide bulunmasını önlemek; mirasbırakanın ölümü sonrasında erişimi birden fazla koşula bağlamaktır.

Bu teknik yapı, Türk hukukunda özel olarak düzenlenmiş bir miras kurumu değildir. Türkiye’de Shamir Secret Sharing’in vasiyetname, miras ortaklığı veya tereke yönetimi bakımından nasıl uygulanacağına ilişkin yayımlanmış Yargıtay ya da Bölge Adliye Mahkemesi emsali henüz bulunmamaktadır. Bu nedenle değerlendirme, mevcut Türk Medeni Kanunu hükümleri ve bunlara en yakın hukuki analojiler üzerinden yapılmalıdır.

Teknik Kurgu

SLIP-39, bir sırrın kurtarma paylarına bölünmesini ve belirli eşik sağlandığında yeniden oluşturulmasını amaçlayan standartlaştırılmış bir yöntemdir. Örneğin beş pay oluşturulup kurtarma eşiği üç olarak belirlenirse, beş paydan herhangi üçü bir araya geldiğinde ana sır yeniden üretilebilir. Tek bir pay, kural olarak seed phrase’i veya ana sırrı açığa çıkarmaya yetmez.

Paylar farklı kişilerde, farklı şehirlerde veya farklı saklama noktalarında tutulabilir. Örneğin iki pay güvenilir bir kişide, bir pay noterlikte saklanan kapalı zarf içinde, bir pay bankadaki kiralık kasada ve bir pay yedek saklayıcıda bulunabilir. Buradaki dağıtım, payların tek bir saldırı veya kayıp olayıyla ele geçirilmesini zorlaştırır.

Fiziksel saklama bakımından metal levha, mühürlü kâğıt, güvenlik zarfı, banka kasası ve noterlikte muhafaza seçenekleri değerlendirilebilir. Elektronik fotoğraf, bulut depolama veya e-posta, payın kopyalanması ve yetkisiz erişim riskini artırabilir.

Bununla birlikte SSS bir imza sistemi değildir. Payların eşik sayıda bir araya getirilmesi, sırrın yeniden oluşturulmasını sağlar; sonrasında seed phrase’i kullanabilen kişi veya kişiler cüzdandaki varlıkları teknik olarak transfer edebilir. Bu nedenle teknik eşik ile hukuki tasarruf yetkisi aynı şey değildir.

Pay Sahiplerinin Belirlenmesi ve Vasiyetname

Pay sahipleri kim olmalıdır?

Pay sahipleri belirlenirken yalnızca güven ilişkisi değil, ölüm, hastalık, ulaşamama, mirasçı olma, çıkar çatışması ve teknik yeterlilik de dikkate alınmalıdır. Pay sahipleri şu gruplardan seçilebilir:

  • Mirasçılardan biri veya birkaçı,
  • Mirasçı olmayan güvenilir kişiler,
  • Profesyonel danışman veya kurumsal saklayıcı,
  • Noterlik veya banka kasası gibi fiziksel saklama noktaları,
  • Şirket veya vakıf gibi tüzel kişiler.

Mirasçılardan birine pay verilmesi, o kişiyi terekenin tamamı üzerinde tek başına yetkili hâle getirmez. Pay sahibi, yalnızca teknik kurtarma sürecinin bir unsuru olabilir. Terekenin tamamına ilişkin hukuki hak ve yükümlülükler, mirasçılık sıfatı ve miras ortaklığı kuralları çerçevesinde belirlenir.

Türk Medeni Kanunu uyarınca mirasçılar, mirasbırakanın ölümüyle mirası bir bütün olarak kazanır.

TÜRK MEDENİ KANUNU – MİRASIN KAZANILMASI

Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar.

Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar.

Vasiyetname hangi şekilde kurulmalıdır?

Pay sahiplerinin kim olduğu, payların nerede tutulduğu ve hangi koşullarda birleştirileceği vasiyetnamede açıklanabilir. Ancak vasiyetname, payların kendisi değildir. Vasiyetname yalnızca mirasbırakanın son arzularını ve pay sahiplerinin izleyeceği hukuki süreci belirler.

Resmî vasiyetname, iki tanığın katılımıyla resmî memur tarafından düzenlenir. Resmî memur noter veya sulh hâkimi olabilir. Bu yöntem, vasiyetnamenin düzenlenmesi, kimlik ve ehliyet denetimi, saklanması ve ölüm sonrası açılması bakımından daha kurumsal bir yapı sağlar.

TÜRK MEDENİ KANUNU – RESMÎ VASİYETNAME

Resmî vasiyetname, iki tanığın katılmasıyla resmî memur tarafından düzenlenir.

Resmî memur, sulh hâkimi, noter veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş diğer bir görevli olabilir.

El yazılı vasiyetnamede ise metnin baştan sona mirasbırakanın kendi el yazısıyla yazılması, tarih atılması ve imzalanması gerekir. El yazılı vasiyetname açık veya kapalı şekilde notere, sulh hâkimine veya yetkili memura bırakılabilir.

TÜRK MEDENİ KANUNU – EL YAZILI VASİYETNAME

El yazılı vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek başından sonuna kadar mirasbırakanın el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olması zorunludur.

El yazılı vasiyetname, saklanmak üzere açık veya kapalı olarak notere, sulh hâkimine veya yetkili memura bırakılabilir.

Pratik açıdan resmî vasiyetname, payların birleştirilmesine ilişkin talimatların ispatı bakımından daha güçlü bir başlangıç noktasıdır. Fakat noterlik işlemi, SSS sisteminin çalıştığını veya payların teknik olarak doğru olduğunu garanti etmez. Vasiyetnameye bütün payların açık biçimde yazılması da güvenlik riskini ortadan kaldırmaz.

“Anahtarı Birleştirme Toplantısı” Nasıl Kurgulanır?

Pay sahiplerinin rastgele bir araya gelip payları birleştirmesi güvenli değildir. Mirasbırakan, vasiyetnameye ek açıklamada veya ayrı bir sözleşmede şu ön koşulları belirleyebilir:

  • Ölüm belgesinin ibrazı,
  • Vasiyetnamenin açıldığına ilişkin sulh hâkimi işlemi,
  • Mirasçılık belgesi veya miras ilamı,
  • Pay sahiplerinin kimlik doğrulaması,
  • Her payın mühür ve kayıt numarasının kontrolü,
  • Payların hangi adreste ve hangi ağda bulunan cüzdana ait olduğunun teyidi,
  • Birleştirme işleminin tutanak altına alınması,
  • Varlıkların önce ortak kontrol edilen yeni bir cüzdana taşınması,
  • Transfer öncesi bakiye ve işlem geçmişinin kayda alınması.

Bu ön koşullar bir sözleşmeyle pay sahiplerine borç olarak yüklenebilir. Türk Borçlar Kanunu, tarafların sözleşme içeriğini kanunun öngördüğü sınırlar içinde serbestçe belirleyebileceğini kabul eder. Dolayısıyla pay sahipleri, payı teslim etme, toplantıya katılma, kimlik doğrulamasına uyma, işlemi tutanakla gerçekleştirme ve sırrı üçüncü kişilere açıklamama yükümlülüklerini sözleşme konusu yapabilir.

Ancak böyle bir sözleşme, vasiyetnamenin şekil şartlarını ortadan kaldırmaz. Sözleşme, teknik ve operasyonel uygulamayı düzenler; ölümden sonra malvarlığının kime geçeceği veya saklı payların nasıl korunacağı ise miras hukukunun emredici hükümleriyle sınırlıdır.

Pay Sahibinin Ölümü veya Erişilemezliği

SSS kurgusunda eşik seçimi, miras planının en kritik unsurudur. Beş paydan üçüyle kurtarma yapılabiliyorsa iki payın kaybı sistemi çalışamaz hâle getirmeyebilir. Fakat pay sahiplerinin ölümü, aynı aile içinde toplu ölüm, uzun süreli hastalık, kayıp, iletişim kesilmesi veya hukuki uyuşmazlık gibi durumlar ayrıca planlanmalıdır.

Yedek pay mekanizması şu şekillerde kurulabilir:

  • Beş asıl paya ek olarak iki yedek pay oluşturulması,
  • Yedek pay sahibinin ancak belirli belgeler sunulduğunda sürece katılması,
  • Pay sahibinin ölümü hâlinde payın mirasçıya değil, önceden belirlenmiş yedek saklayıcıya aktarılması,
  • Yedek payın kullanılabilmesi için ölüm belgesi ve vasiyetname açılma tutanağı aranması,
  • Yedek pay sahibinin görevini reddetmesi veya ulaşılmaz olması hâlinde ikinci yedek belirlenmesi.

Yedek kişinin vasiyetnamede belirtilmesi, bu kişiyi mirasçı yapmaz. Kişi yalnızca teknik erişim sürecinde görev üstlenir. Varlık üzerinde ekonomik hak kazanıp kazanmadığı ayrıca vasiyetname veya miras sözleşmesinde düzenlenmelidir.

Bir payın sahibi ölürse o payın bulunduğu zarf veya saklama aracının mirasçılara geçmesi, diğer payların hemen açılacağı anlamına gelmez. Payın tereke içindeki hukuki durumu ile payın teknik olarak kullanılabilirliği ayrı değerlendirilmelidir.

Pay Sahiplerinin Önceden Anlaşarak Sırrı Birleştirmesi

Pay sahipleri eşik sayıya ulaşarak mirasbırakan hayattayken sırrı yeniden oluşturabilir. Bu durum teknik olarak mümkündür. SSS, kişilerin hangi tarihte ve hangi amaçla payları birleştirdiğini kendiliğinden denetlemez.

Bu riski azaltmak için pay sahipleriyle yapılan sözleşmede şu hükümler düzenlenebilir:

  • Payların mirasbırakanın yazılı izni olmadan birleştirilememesi,
  • Birleştirme işleminin yalnızca belirlenen yerde ve kayıt altında yapılması,
  • Sırrın kopyalanmasının ve elektronik ortama aktarılmasının yasaklanması,
  • İhlal hâlinde sözleşme cezası,
  • Doğan zararın tazmini,
  • Payın iadesi ve yeni kurtarma düzenine geçiş,
  • Pay sahibinin görevden alınması veya yedek pay sahibinin devreye sokulması.

Bu hükümler caydırıcı olabilir; fakat blokzincir transferi gerçekleştikten sonra her zaman yeterli koruma sağlamaz. Varlıklar başka bir adrese taşınmış ve yeni private key yalnızca failin kontrolünde kalmışsa, hukuki talep teknik iade sorununu otomatik olarak çözmez.

Bu nedenle sırrı birleştirme toplantısından sonra varlıkların bir pay sahibinin kişisel cüzdanına değil, mirasçıların ortak kontrolünde yeni bir multisig cüzdana veya güvenli bir emanet yapısına aktarılması düşünülmelidir. Multisig yapı da tek başına çözüm değildir; eşik imza sahiplerinin kim olduğu ve ölüm veya uyuşmazlık hâlinde yetkinin nasıl güncelleneceği ayrıca düzenlenmelidir.

Türk Vasiyetname Hukukuyla Uyum ve Tenfiz Sorunu

SSS planı, Türk hukukunda vasiyetnamenin yerine geçen bağımsız bir miras kurumu olarak kabul edilmemektedir. Bu teknik kurgu, vasiyetnameyi destekleyen bir uygulama planı olarak tasarlanmalıdır.

Vasiyetnamenin resmî veya el yazılı şekilde geçerli biçimde kurulması gerekir. Vasiyetnamede pay sahiplerinin belirlenmesi, payların nerede saklandığının açıklanması ve kurtarma toplantısının koşullarının gösterilmesi mümkündür. Fakat bu açıklamalar, saklı pay sahibi mirasçıların haklarını bertaraf edemez.

Birden fazla mirasçı bulunması hâlinde miras paylaşılıncaya kadar miras ortaklığı meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olur ve terekeye ait haklar üzerinde kural olarak birlikte tasarruf eder.

TÜRK MEDENİ KANUNU – MİRAS ORTAKLIĞI

Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir.

Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.

Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir.

Bu nedenle üç pay sahibinin sırrı oluşturup varlıkları kendi aralarında paylaşması, diğer mirasçıların haklarını ortadan kaldırmaz. Gerekirse mirasçılardan birinin talebiyle sulh mahkemesinden miras ortaklığına temsilci atanması ve terekenin korunması istenebilir.

Tenfiz veya uygulama sorunu özellikle şu hâllerde ortaya çıkar:

  • Vasiyetname payların nerede olduğunu açıklamıyorsa,
  • Pay sahiplerinin kimlikleri belirsizse,
  • Paylardan biri kayıpsa,
  • Eşik sayısı veya kullanılan yazılım bilinmiyorsa,
  • Cüzdan adresi ile vasiyetname arasında bağlantı kurulamıyorsa,
  • Varlıkların kime bırakıldığı açık değilse,
  • Teknik talimat saklı pay veya miras ortaklığı kurallarını ihlal ediyorsa.

Mahkeme, vasiyetnameyi yorumlayabilir; fakat kayıp bir payı üretemez, bozuk bir yazılımı çalıştıramaz veya blokzincirde tamamlanmış transferi kendiliğinden geri alamaz.

Uyarılar: Hukuki Belgesi Olmayan Kurgunun Çöküşü

Mirasbırakan A, beş paydan üçünün bir araya gelmesiyle çalışan bir SSS düzeni kurmuş ve payları üç arkadaşı ile iki akrabasına dağıtmıştır. Ancak vasiyetname düzenlememiş, pay sahipleriyle sözleşme imzalamamış ve cüzdan adresini hiçbir belgeye yazmamıştır.

A’nın ölümünden sonra üç pay sahibi bir araya gelir. Seed phrase’i oluşturur ve varlıkları kendi aralarında belirledikleri yeni adreslere aktarır. A’nın iki çocuğu, bu varlıkların terekeye ait olduğunu ileri sürer. Fakat hangi adresin A’ya ait olduğu, cüzdandaki toplam varlık miktarı, pay sahiplerinin hangi sıfatla hareket ettiği ve yapılan transferin A’nın son arzusu olup olmadığı belgelenememektedir.

Bu durumda teknik düzen çalışmış, fakat hukuki kurgu çökmüştür. Çocuklar tereke tespiti, iade veya alacak taleplerinde bulunabilir; ancak varlığın ilk adresle bağlantısını, pay sahiplerinin bilgilerini ve transferin haksız olduğunu ispat etmek zorunda kalabilir. SSS sistemi, ispat belgesi ve uygulama protokolü olmadan yalnızca teknik bir erişim mekanizması olarak kalır.

Uyarılar

  1. SSS, vasiyetname değildir. Payların birleştirilmesi, mirasçılık sıfatı veya mülkiyet hakkı yaratmaz.

  2. Noterlikte saklama, teknik doğrulama anlamına gelmez. Noter, SLIP-39 paylarının doğru üretildiğini veya cüzdanın çalıştığını garanti etmez.

  3. Vasiyetnameye açık seed phrase yazılması güvenlik riski doğurur. Payların her birinin ayrı tutulması, vasiyetnamenin ölümden sonra açılmasıyla oluşan erişim riskini tek başına çözmez.

  4. Eşik imza ile miras ortaklığı eşiği aynı değildir. Teknik olarak üç kişinin yeterli olması, hukuken üç kişinin tereke üzerinde tek başına tasarruf edebileceği anlamına gelmez.

  5. Bu konuda Türkiye’de yayımlanmış emsal henüz yoktur. Uygulama, mevcut TMK hükümlerinin kriptografik erişim yapısına uyarlanmasıyla şekillenecektir.

Sonuç olarak uygulanabilir bir plan; resmî veya geçerli el yazılı vasiyetnameyi, pay sahipleriyle ayrı bir saklama ve işlem sözleşmesini, yedek pay mekanizmasını, ölüm ve kimlik doğrulama koşullarını, ortak cüzdan veya multisig aktarım prosedürünü ve işlem kayıtlarının tutulmasını birlikte içermelidir. Bu unsurlardan yalnızca birinin kurulması, miras planının tamamlandığı anlamına gelmez.

https://gunaydinhukuk.org/wp-content/uploads/2022/05/ghb-1.png
Babacan Port Royal Rezidans Kartaltepe Mah. 1. Malazgirt Cad. No:6/2 B Blok Daire:26 Küçükçekmece / İstanbul
0212 951 05 15
info@gunaydinhukuk.org

Takip Edin:

YASAL UYARI

Bu web sitesinde yer alan içerikler Avukat & Müvekkil ilişkisi oluşturmaya yönelik değildir ve bir davet veya reklam olarak dikkate alınmamalıdır. Web sitesinde bulunan tüm içeriklerin telif hakkı Av. Cemal Vehbi GÜNAYDIN’a aittir. Web sitesindeki içeriklerin izinsiz bir şekilde kopyalanarak veya kısaltılarak başka web sitelerinde yayınlanmasının tespiti halinde hukuki ve cezai işlem uygulanacaktır.

© 2026 Günaydın Hukuk Bürosu – Tüm Hakları Saklıdır.